Orhan Pamuk – Kafamda Bir Tuhaflık

image

Kim?

Orhan Pamuk. Anlatmaya lüzum görmediğim, 1952 doğumlu, 2006 yılında Nobel almış yazar.

Dışı

Ara Güler’in fotoğrafıymış kapaktaki, görünce gülümsetti. Kerem Altuntaş ile yazar birlikte tasarlamış kapağı, üzerindeki hikayeye dair kelimeleri Orhan Pamuk yazmış, pek de güzel olmuş.

İçi

Oldukça sade, kendiliğinden akıp giden bir dili var romanın. Okuyucunun işini kolaylaştıran ve keyif veren bir dil… Karakterler ve karakterlere dair detaylar muazzam. Orhan Pamuk yazdığı için şaşırmayacağımız bu kısımların üzerinde durmayacağım pek.

Bir kitabı okurken kahramanın yaşadığı döneme, özellikle de hayatın içinden detaylar veriliyorsa tanık olmayı epey severim. Ancak bu kitapta istediğim hazzı alamadım o tanıklıktan. Doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum, çoğu semtini karış karış biliyorum.
Okumaya devam et

Reklamlar

555K

image “Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya

Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya

Anamız çay demliyor ya güzel günlere

Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa

Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız

Bu, böyle gidecek demek değil bu işler” c.süreya

yeşile kaç – yedigöller

image

Griden kaçıp yeşile, kahveye, sarıya git; orada oku. Göreceksin, satırlar şekil degiştirecek.

Yedigöller büyüleyici bir yer. Etrafta göğe uzanan ağaçlar, sudaki yansımaları, göllerin üzerini örten yapraklar, yaprakların çıtırtılarıyla dolu patikalar. Her mevsimi ayrı güzel. Sabah uyandığında o müthiş sessizlik sarmış oluyor etrafını, kendini kollarına bırakıveriyorsun. Mevsim sonbaharsa, geçkince ağaçların yeşili çekilmiş olduğuna emin olduğun dallarını toparlayıp ısınıyorsun. Kahvaltılık çayın demlenirken sırtını bir ağaca verip, kulağında ateşin içinden sana yaşam öyküsünü anlatmaya çalışır gibi tıslayan odunların sesiyle dalıyorsun satırlara. Karşında henüz uyanmamış, mağrur ve kıpırtısız göl ile; arkanda güne koşturarak başlayıp tepeden aşağı akan suyun, sabah dedikodularını yapan kuşların, elini rüzgara verip dans eden yaprakların seslerinin oluşturduğu tezat gülümsetiyor.

Doğanın böylesine içindeyken, benliğinden çıkıp oraya karışmakla; asıl benliğine dönüyor gibi hissetmen arasındaki tezat gibi..