Voltaire – Candide ve Micromegas

SAMSUNG CSC

Kim?

Voltaire. 1694 Paris doğumlu Fransız filozof, yazar. Asıl adı François Marie Arouet imiş. Fransız devrimi ve Aydınlanma Hareketi’ne katkısı olan yazarı okuyor olmak ne büyük mutluluk.

Dışı

Gizlemeye hacet yok, kapağını gördüğümde almak istedim kitabı. İthaki yayınlarını ve kapak tasarımını yapan Şükrü Karakoç’u tebrik ederim.

İçi

Voltaire’in iki öyküsü bulunuyor kitapta. İsminden de anlayabileceğimiz gibi Candide ve Micromegas. Yazarın öykülerde ironi sanatını icra edişine hayran kalıyorsunuz. Bu iki öyküde de hayatın bir yolculuk ve maceralar silsilesi olduğunu öyle net anlatıyor ki Voltaire… Mutluluk, özgürlük, yaşam, ölüm, iyilik, kötülük kavramlarını karakterler ve diyaloglar üzerinden harika bir zıtlık içerisinde sunuyor.

Candide ile başlarsak; Fransızca’da saf anlamına geliyormuş. Yılın 1700ler olduğunu düşünürsek belki kelime dile Voltaire sayesinde girmiş bile olabilir, ne dersiniz? Öykü de Candide (ya da İyimserlik) olarak çevrilmiş birçok yerde. Hikayede Candide isimli karakter kendisine farklı dönemlerde eşlik eden Pangloss ve Martin isimli filozoflarla birlikte dünyayı dolaşıyor. Büyüdüğü şatodan kovulmasıyla başlayan öykü, birbirini kovalayan ve hızına ancak yetişebildiğiniz olaylar zinciriyle birlikte içine çekiyor sizi. Birçok olay epey az detay kullanılarak, diyaloglar üzerinden ve oldukça basit bir anlatımla veriliyor okuyucuya.

Kitabın çevirisi oldukça iyi yapılmış diye düşünüyorum. Zira felsefe hakkında derin bir Okumaya devam et

Reklamlar

Carlos Maria Dominguez – Kağıt Ev

Processed with VSCOcam with f2 preset

Kim?

Carlos Maria Dominguez. 1955 Buenos Aires doğumlu, Montevideo’da yaşayan Arjantinli yazar. Güney Amerika merakım sayesinde tanıştığım yazarın ödüllü romanları, biyografisi ve hikayeleri bulunuyor. Dilimize çevrilen ilk kitabı Kağıt Ev.

Dışı

Cem Ersavcı’nın müthiş eseri var kapakta. Bakıp bakıp uzaklara dalabilirsiniz. Ayrıca Kağıt Ev’in içerisinde Peter Sis’in bu kısa novellayı tamamlayan muazzam çizimleri var. Kitabı okuduktan sonra dönüp tekrar tekrar incelemekten kendimi alıkoyamadım.

İçi

Arka kapağında

“Kitaplara, okumaya ve aşka dair bir kitap… Kalın ciltlerin arasında saklanacak bir mücevher…”

deniyor Kağıt Ev için. Kitaplarla ilgili kitapları ilgiyle takip etmem, bir de Güney Amerikalı yazar merakım birleşince atıvermiştim sepetime.

Cambrigde Üniversite’sindeki bir profesörün kitapçıdan aldığı Emily Dickinson’ı okurken araba çarparak ölmesiyle başlıyor novella. Ve karakterler bizi şaşırtacak şekilde kitapların ölüm de dahil birçok kötü olaya sebebiyet verebileceklerini anlatıyor. Kitap tutkunları bilir, neredeyse görünmez şekilde, gizliden gizliye çoğalıverir evdeki kitaplar. Masalara yığılırlar, raflara dikey yatay ikişer sıra dizilmeye başlanır, koridorun tepelerine nasıl yeni raflar eklesem diye düşünülür. Kağıt Ev’de bu durum öyle güzel anlatılmış ki… Arabasını arkadaşına verip garajında yer açarak kitaplarını koyan, hatta banyodaki kitapları zarar görmesin diye soğuk suyla duş alan, yatağında kitaplarla uyuyan hastalıklı bir karakter çıkıyor karşımıza. Ve onun ölümünün ardından kargo ile gelen üstü beton kaplı bir kitabın peşine takılıp yolculuk yapıyoruz hikayenin başına.

Kitaplara farklı yaklaşan birkaç karakter görüyoruz kitapta. Bir tanesi kitapla Okumaya devam et

Ece Temelkuran – Devir

Processed with VSCOcam with f2 preset

Kim?

Ece Temelkuran, 1973 doğumlu gazeteci yazar. Siyasi hareketler, tutuklular, kadınlar ve Güneydoğu üzerine çalışmaları, yazıları ve romanları bulunuyor. Yayımladığı 13 kitabından bir kısmı birçok dile çevrildi, pek önemli ödüller kazandırdı kendisine.

Dışı

Utku Lomlu yapmış kapak tasarımını. Tüm romanın etrafında dolandığı kuğuların bembeyaz tüyleri var kapakta. Oldukça sade ve kitabın isminin kırmızı yazılması ile dikkat çekici bir kapak olmuş, yolda okuduğumda birçok insanı eğilip baktıracak kadar.

İçi

“Yeniden” diye imzalamış Temelkuran kitabının bende olan kopyasını. 1980 12 Eylülünün darbesini, o yılın Ankara’sında, Ali ve Ayşe isimli çocuk karakterlerin kahramanlığında anlatmış yazar. Öncelikle, çocukların gözünden bu dil ve anlatım kitaba ayrı bir estetik katmış, anlatımı epey güçlendirmiş. Sadece çocuk gözümüzle fark edeceğimiz şeyler, kokular; sadece o yaşlara ait olabilecek cesaret, çevrede olup bitenleri görüş ve yorumlama biçimi hikayenin içine çekiyor insanı. Bu anlatımı ve Ali ile Ayşe’nin kuğuları kurtarma hikayesini çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim.

Karakterler oldukça zengin ve iyi betimlenmiş. Kitaba yeni başladığımda acaba k Okumaya devam et

Kaz Dağları’nda Bir Çiftlik

Processed with VSCOcam with f2 preset

İnsansızlık iyidir bazen. Özellikle de aklının almayacağı, çocukluğundan beri okuduğun sayısız kitabın beslediği o hayal gücünü bile çaresiz bırakacak kadar kötü şeyler yaptığı zaman bazı insanlar.
Mevsim yazsa daha kolay; kışsa, iki kazak bir kaşkol, bolca da kitap atıp sırt çantana, işin gücün elverdiğince sığınmak gerek doğaya, kitaba, paçandan çekiştiren yavru köpeğe. Varsın o birkaç gün boyunca göreceğin tek insan, kapıya getirdiği ekmekle sütü gülümseyerek uzatan komşu köylü amca olsun.
Çok düşün, kafan patlayacakmış gibi olsun; unut düşünmeyi sonra, sakinleş, kendini dinle.
Dön ve baştan başla.

Orhan Pamuk – Kafamda Bir Tuhaflık

image

Kim?

Orhan Pamuk. Anlatmaya lüzum görmediğim, 1952 doğumlu, 2006 yılında Nobel almış yazar.

Dışı

Ara Güler’in fotoğrafıymış kapaktaki, görünce gülümsetti. Kerem Altuntaş ile yazar birlikte tasarlamış kapağı, üzerindeki hikayeye dair kelimeleri Orhan Pamuk yazmış, pek de güzel olmuş.

İçi

Oldukça sade, kendiliğinden akıp giden bir dili var romanın. Okuyucunun işini kolaylaştıran ve keyif veren bir dil… Karakterler ve karakterlere dair detaylar muazzam. Orhan Pamuk yazdığı için şaşırmayacağımız bu kısımların üzerinde durmayacağım pek.

Bir kitabı okurken kahramanın yaşadığı döneme, özellikle de hayatın içinden detaylar veriliyorsa tanık olmayı epey severim. Ancak bu kitapta istediğim hazzı alamadım o tanıklıktan. Doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum, çoğu semtini karış karış biliyorum.
Okumaya devam et