Carlos Maria Dominguez – Kağıt Ev

Processed with VSCOcam with f2 preset

Kim?

Carlos Maria Dominguez. 1955 Buenos Aires doğumlu, Montevideo’da yaşayan Arjantinli yazar. Güney Amerika merakım sayesinde tanıştığım yazarın ödüllü romanları, biyografisi ve hikayeleri bulunuyor. Dilimize çevrilen ilk kitabı Kağıt Ev.

Dışı

Cem Ersavcı’nın müthiş eseri var kapakta. Bakıp bakıp uzaklara dalabilirsiniz. Ayrıca Kağıt Ev’in içerisinde Peter Sis’in bu kısa novellayı tamamlayan muazzam çizimleri var. Kitabı okuduktan sonra dönüp tekrar tekrar incelemekten kendimi alıkoyamadım.

İçi

Arka kapağında

“Kitaplara, okumaya ve aşka dair bir kitap… Kalın ciltlerin arasında saklanacak bir mücevher…”

deniyor Kağıt Ev için. Kitaplarla ilgili kitapları ilgiyle takip etmem, bir de Güney Amerikalı yazar merakım birleşince atıvermiştim sepetime.

Cambrigde Üniversite’sindeki bir profesörün kitapçıdan aldığı Emily Dickinson’ı okurken araba çarparak ölmesiyle başlıyor novella. Ve karakterler bizi şaşırtacak şekilde kitapların ölüm de dahil birçok kötü olaya sebebiyet verebileceklerini anlatıyor. Kitap tutkunları bilir, neredeyse görünmez şekilde, gizliden gizliye çoğalıverir evdeki kitaplar. Masalara yığılırlar, raflara dikey yatay ikişer sıra dizilmeye başlanır, koridorun tepelerine nasıl yeni raflar eklesem diye düşünülür. Kağıt Ev’de bu durum öyle güzel anlatılmış ki… Arabasını arkadaşına verip garajında yer açarak kitaplarını koyan, hatta banyodaki kitapları zarar görmesin diye soğuk suyla duş alan, yatağında kitaplarla uyuyan hastalıklı bir karakter çıkıyor karşımıza. Ve onun ölümünün ardından kargo ile gelen üstü beton kaplı bir kitabın peşine takılıp yolculuk yapıyoruz hikayenin başına.

Kitaplara farklı yaklaşan birkaç karakter görüyoruz kitapta. Bir tanesi kitapla Okumaya devam et

Reklamlar

Yaşar Kemal

yaşar kemalSaygıyla…

“Kuşlar da gitti, dedi Mahmut
Sonra hiç konuşmadık. Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de… Ne olacak kuşlarda gitti.”

Andrey Platonov – Mutlu Moskova

platonov

Kim?

Andrey Platonov. “Rus edebiyatının geç keşfedilmiş ustalarından” diyor Metis onun için. 1930’larda yazdığı kitaplar, hayranı olduğu Stalin tarafından dönemdeki idealistliğe karşı toplumu ve bireyi sorguladığı için yasaklanmış; ancak 1980’lerde KGB’nin edebiyat arşivini açmasıyla yayımlanabilmiş. Varoluşçulukta ve insan ile topluma dair günlük hayattan ebediyete kadar her şeyi sorgulamasıyla dehasını ortaya koyuyor kitapları arşivlerde eskiyen yazar.

Dışı

Moskova var kapağında. Güzelce yüzü, kaba hatları, hafifçe gülümseyen yüzüyle. Kazimir Maleviç’in Şapkalı Kız’ı imiş kendisi, pek sevdim.

İçi

Üç dört yıl evvelki kitap fuarına uzanır Platonov ile tanışmamız. Kitap fuarının ilk günü sabahın köründe uzun bir yol gitmiş, önce Can, ardından İletişim standında biriktirdiklerimin çoğunu harcamış ve Metis standında elimde bir sürü kitapla hangisinden vazgeçsem diye düşünüyordum. Stanttaki görevlilerden biri yakınlardaydı, elimdeki kitaplara şöyle bir bakıp Platonov’un Can’ını uzattı bana. “Eminim seveceksiniz bu yazarı” dedi ve uzaklaştı. Birkaç yıl boyunca zamanını bekledi rafta ve geçen yıl okudum Can’ı. Bu yıl fuara gittiğimde Platonov’un diğer kitaplarını almak üzere aynı rafa yaklaşmışken, aynı görevlinin elindeki kitaplara kararsızca bakan bir başka kadını Platonov’la tanıştırdığını gördüm ve gülümsedim. Hatırlamış mıydı beni? Pek mümkün görünmüyordu. Platonov’un da gülümsediği kesindi.

Okumaya devam et

Murat Gülsoy – Gölgeler ve Hayaller Şehrinde

muratgulsoy

Kim?

Murat Gülsoy. Elektrik elektronik mühendisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyen. Bu kadar işin yanında 1992 yılında yayımlanmasına katkıda bulunduğu Hayalet Gemi dergisindeki öykü ve denemeleriyle başlayıp Yunus Nadi Roman Ödülü, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü gibi ödüllere layık romanlarıyla sürmekte olan edebiyatı.

Dışı

Utku Lomlu’nun tasarladığı kapaktaki renkleri çok sevdim ilk bakışta. Romanın geçtiği dönemden ve mekanlardan hoş kesitler yer alıyor.

İçi

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı Gölgeler ve Hayaller Şehrinde. Açıkçası; elime alıp da tüm kitabın mektuplardan, hatta mektup çevirilerinden oluştuğunu gördüğümde derin bir nefes alıp kendimi sıkılmaya hazırladım. Ancak hiç de beklediğim gibi olmadı, daha ilk sayfadan aldım kalemi elime, satırların altını çizmeye başlayıverdim. Okumaya devam et

Mehmet Eroğlu – Belleğin Kış Uykusu

image

Kim?

Mehmet Eroğlu’nun 10. romanı Belleğin Kış Uykusu. İlk eserini 1979’da yazıp Milliyet Roman Ödülü’nü kazanmış. İlk romanlarından bazıları darbe döneminde solcu öğeler barındırdığı için şaşırmayacağımız üzere yayımlanmamış. Ancak 1984’ten sonra okurla buluşabilmiş yazar. Ardından romanlarına ve senaryolarına ödüller yağmış. Şimdilerde ise Ankara’da Yazma Seminerleri’nde ders vermekte imiş.

Dışı

Mithat Çınar yapmış kapak tasarımını. Rafların arasında dolaşırken dikkatimi çekmese de, romanda söz konusu olayın geçtiği mekanı canlandırıyor gözümde. Hatta biraz daha karamsar bir versiyonunu..

İçi

2006’da yazılan Belleğin Kış Uykusu vesile oldu Mehmet Eroğlu ile tanışmama. Kitap için birçok yerde sarsıcı yorumunu görmeme karşın, beni pek sarstığını söyleyemeyeceğim. Okumaya devam et